Mutluluğun Kazanılması

Mutluluğun Kazanılması
Genres: ,
Page Count: 200
Az sözle çok manaya işaret edecek şekilde yazılmış bir kitap gibi insan da, bu âlem kitabının özlü bir ifadesidir. İnsan, yaratılmışların en yücesi olması nedeniyle bütün mevcudatın özelliklerini belirli yanlarıyla içinde barındırır. Bu sebeple de, ehl-i irfan tarafından "küçük kâinat" olarak nitelendirilir. Peki, insana bahşedilmiş olan bu vasfın hakkı, günümüzün maddeye indirgenmiş dünyasında nasıl verilebilir?

İslam dünyasının en büyük âlimlerinden mutasavvıf ve müfessir Râgıb el-İsfahanî Mutluluğun Kazanılması’nda,
açık ve samimi diliyle; ayetler, hadis-i şerifler ve büyük zatlardan nasihatler eşliğinde “insan”ı yalnızca etten
kemikten cismanî yönüyle değil, manevî yönüyle ele alıyor. Mutluluğun Kazanılması, kendine ve çevresine
faydalı olabilmesi için bir buğday tanesi gibi öğütülüp pişmesi gereken insanın dünyadaki bu olgunlaşma

sürecinde tâbi olacağı evreleri, bu dönemler sonucunda ulaşacağı mutluluğu ve yaratılış gayesine uygun
bir yaşamla ulaşacağı ahiret mutluluğunu açıklarken bir kendini bulma ve bilme kitabı niteliğini taşıyor.

İNCELEME

İlim ilim bilmektir. İlim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsin. Ya nice okumaktır. Okumaktan murat ne. Kişi Hak’kı bilmektir. Yunus Emre

“Kendini bilme” önemli bulduğum ve beni cezbeden bir konu. Ağzımızdan çıkan, hedefini şaşırmış her sözümüzün ve davranışımızın bir kendini bilmezlik olduğunu düşünürüm. Ragıp el-İsfahani’nin “Müfredat”ı, çok istifade ettiğim kaynak bir eserdir. Isfahani’nin “Mutluluğun Kazanılması”nın tanıtımında kendini bilmek konusunu görünce hemen alıp okumak istedim.  Kitabın orijinal adı, “Tafsilü’n Neşeteyn ve Tahsilü’s Saadeteyn”, çok daha çekici ve kapsayıcı bir isim. Tam tercüme edilmemiş de olsa, kitabın kapağında, “Mutluluğun Kazanılması” başlığının hemen altında yer verilmesi güzel. Eseri tercüme eden Mustafa Solmaz’ın önsözde belirttiği gibi, metne değil manaya sadık kalınmış. Netice; akıcı, sade bir dil. Kolay okunan ve anlaşılan bir eser.

Ragıb el Isfahani ağırlıklı olarak tefsir alanında olmakla beraber, aynı zamanda dil, kelam, felsefe, ahlak, tasavvuf alanlarında da eserler vermiş, tanınmış bir alimdir. Hicri 5. Yüzyılın ikinci yarısında yaşamıştır. Yaşadığı dönemden günümüze, eserleri ile meşhur olmasına rağmen, hayatına dair çok az şey bilinmektedir. Taşköprüzade Isfahani’nin bu eserini şöyle övmüştür: “O’nun Tafsilü’n neşeteyn kitabını da gözden geçirdim, sahasında ondan daha güzelinin yazılması mümkün olmayacak derecede güzel bir kitap. Son derece faydalı bilgiler içermektedir.” (Gafarov, A, 2006)

İsfahani, Kuran ayetlerinin aydınlığında genelde insanın, özelde ise her birimizin, yer ve göklerin arasında, yıldızlar, gezegenler tüm varlıklar alemi içindeki konumunu, koordinatlarını veriyor. Elbette konumunu bilmeden, insan yolunu, yönünü ve menzilini tayin edemez. Kuran-ı Kerim’in, insan için tanımladığı konum yüksek bir konumdur ki, oradan daha geniş bir perspektif yakalayabiliriz. Bu perspektiften kendi özümüzün derinliklerine ve tüm evrenin genişliklerine doğru (enfüsi ve afaki) bir bakış, anlayış kazanabiliriz.

“Hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin sen. Merdum-i dide-i ekvan olan ademsin sen.” der Şeyh Galip. (Kendine saygı ile bak, çünkü alemin özü sensin. Sen kainatın gözbebeği olan insansın.) Bu güzel dizelerin ifade ettiği gibi insan kendi özüne baktığında tüm varlıklar aleminden izler görür. Ufuklara baktığında da orada kendinden bir eser görür. Otuzüç bölüm olması yönüyle tesbih tanelerine benzetilen kitabın ilk bölümlerinde, insanın ve her birimizin “zübde-i alem” oluşunu, diğer tüm varlıklarla olan ilişki, etkileşim, benzerlik ve farklılıklar üzerinden özü ve muhtevayı tanımlıyor. İnsanın konumunu verirken, yönleri de tarif ediyor. İnsanı aşağıya çeken ve karanlıklarda bırakan yön ve istikamet. İnsanı yukarıya ve aydınlığa ulaştıran yön ve istikamet.

Takip eden bölümlerde, insanın ve her birimizin içine ilham edilen kapasitelerin kullanımı, özümüzde bulunan ve bizi sevk eden güçlerin yönetimi, yönetimde akıl, kalp ve insanın sahip olduğu potansiyellerin rolleri yaratılışına uygun olan ve olmayan örneklerle ele alınıyor.

İnsanın yaratılışındaki esas (yalnız ve yalnız Allah’a kulluk) ve diğer misyonları (yeryüzünün halifesi ve hükümdarı, Allah’ın dinine yardımcı ve yaşadığı yerleri imar etmek gibi …) anlamak, özümsemek, yürütmek ve yaşamak konularını ayetlerin yol göstermesi ile açıklamaktadır.

Kuran kelimeleri ve tefsir üzerine çalışmaları ile bilinen Isfahani, bu eserinde 500 kadar ayete yer vermiştir. Eser bu ayetlerin tefsiri niteliğindedir.

A. Tuba Albayrak

 

Gafarov, A.  2006 dergipark.gov.tr/download/article-file/162705

 

 

KİTAPTAN ALINTILAR

“Bütün varlığı, insanın bu varlık içerisindeki konumunu, ilk yaratılışını, yaşamını, sonunun nereye varacağı, insanlık makamını elde etmekle iki cihan saadetini nasıl kazanacağını ve onu bu huzura kavuşturacak yolları açıklamaktadır.”

“Allah’ı bilen mi kendisini bilir, kendini bilen mi Allah’ı bilir? Allah’ı bilmeyenin kendini bilmesi mümkün müdür? diğer taraftan insanın, kendini bilmesi de Allah’ı bilmesi için gereklidir. Bu ikisi birbirini destekler, besler ve insanı yükseltir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu İncelemeyi Oyla